ENTEGRE MÜCADELE KİTAPLARININ REVİZYONU TOPLANTISI
20-24 EKİM 2008 ANTALYA

            Bitki Sağlığı Araştırmaları Daire Başkanlığınca “Entegre Mücadele Kitaplarının Revizyonu” ve “Tarımsal Ürünlerde Ülkesel Maksimum Kalıntı Limitlerinin Araştırılması Projesi” konulu toplantı 20-24 Ekim 2008 tarihlerinde Antalya’da Asdem Beach Otelde yapılmıştır. Toplantıya Tarımsal Araştırmalar Genel Müdür Yardımcısı Kamil TABAK, Bitki Sağlığı Araştırmaları Daire Başkanı Apdullah ATLAMAZ, Şube Müdürleri ve Teknik elemanların yanısıra 14 araştırma enstitüsünden 130 teknik ve idari personel katılmıştır.

Toplantı açılışında bir konuşma yapan Genel Müdür Yardımcısı Kamil TABAK, tarımsal üretimin gelişmesi sonucunda ortaya çıkan kimyasal atık ve artıkların çevreye olan zararlarından bahsederek, insan-çevre ilişkisinin tarihsel sürecine değinmiştir.

 

Genel Müdür Yardımcısı TABAK;
“İnsanoğlunun kültürel ve ekolojik aşamalarına baktığımızda sosyal antropologlar insanoğlunu 5 ayrı süreçte ele alırlar.
Bunlar sırasıyla:
• Erken toplayıcı-avcı: Burada İnsan tabiat tarafından kontrol edilmektedir.
• İleri toplayıcı-avcı: Burada ise İnsan çevreyi etkilemekte ancak kontrol edememektedir.
• Tarım insanı: Bu aşamada İnsan tabiatı kontrol etmeye başlamıştır.
• Endüstri insanı: Burada İnsan tabiat üzerinde kontrolünü arttırmıştır ve tabiatı olumsuz yönde etkilemektedir.
• Son aşama olan Dünya insanı ise sorumluluğunun bilincinde olup; tabiatı anlayarak müdahale etmekte ve tabiatla uyum içerisinde yaşayabilme becerisini göstermiştir.
Aslında çevre bilinci çok eskilere dayanmaktadır. Örneğin;
• MÖ.2340 yıllarında Sümer Kralı Gueda’nın bağlar bahçeler ve balık havuzlarını içeren parkları
• MÖ. 9. yüzyılda Babilin Asma Bahçeleri
Buna ilaveten Pers Kralı Cyrus MÖ 540 lı yıllarda derelerde çamaşır yıkanmasını ve dere yatağına çöplerin dökülmesini yasaklamıştır.
İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in durgun suların kirletilmemesini öğütlemesi,
Mirasçısı olduğumuz Osmanlının bu yöndeki kanunları ve ciddi yaptırımları hepimizce malumdur.”

Son yüzyıldaki çalışmalara değinen TABAK; “DTT nin zararlı olduğunu ilk olarak tespit eden Amerikalı bilim kadını Rachel Carson’nın 1960 lı yıllarda kaleme aldığı “Sessiz Bahar” adlı kitabında kullanılan pestisitlerin kuş ölümlerine neden olacağını ve dolayısıyla sessiz bir bahar yaşanacağını söylemesine dikkat çekmiş ve bu kitabın çevresel bir devrimin başlangıcını olduğunu” ifade etmiştir.
Genel Müdür Yardımcısı TABAK konuşmanın devamında;
“Çevre kirliliğinin tarımsal boyutuna bakıldığında ise: Gelişi güzel kullanılan tarım ilaçları, gübreler, bitki gelişim düzenleyicileri, genetik yapısı değiştirilmiş ürünlerle; örtü ve ambalaj malzemeleri gibi sayılamayacak kadar fazla tarım atık ve artıklarının, çevreye ve ekosisteme yaptığı tahribatların vahim sonuçlarının ortaya çıkmasıyla alternatif tarım uygulamaları faaliyetlerinin araştırılmasına hız verilmiştir.
Dünyada yapılan çalışmalara paralel olarak, ülkemizde de bitki sağlığı alanında; biyoteknolojik yöntemler, biyolojik mücadele, dayanıklı çeşit kullanımı, kültürel tedbirler gibi metotlarla kimyasal mücadeleye alternatif faaliyetlere öncelik verilmiştir. Bunun sonucunda ise Entegre Mücadele (IPM) Proje çalışmaları başlatılmış ve halen sürdürülmektedir. Hatta bu konu daha da ileriye götürülerek iyi tarım uygulamaları (EUROPGAP) gibi çalışmalarla da devam ettirilmektedir.
Ülkemiz, bulunduğu konum itibarı ile bir tarım ülkesidir. Dünyada ilk sırada teknoloji ve sanayi faaliyetleri görülse de, artan dünya nüfusuna bakıldığında tarımın ve tarımsal üretimin yerinin ne kadar önemli olduğunu görmemek mümkün değildir. Önümüzdeki yıllara tarım damgasını vuracaktır. İnanıyorum ki yakın geleceğin en popüler konusu TARIM olacaktır. Baharlarımızın sessiz olmaması dileğiyle” şeklinde konuşmasını tamamlamıştır.
Bitki Sağlığı Araştırmaları Daire Başkanı Apdullah ATLAMAZ ise tarımsal üretimin arttırılmasında takip edilecek yolun, birim alandan daha fazla ürünün elde edilmesine yönelik tedbirlerin uygulanması olduğunu belirterek, bu tedbirlerin; gübreleme, sulama, tohumluk, budama, iyi toprak işleme gibi fiziksel ve kültürel faaliyetlerin yanında bu işin olmazsa olmazı zirai mücadele faaliyetleri olduğunu dile getirmiştir.

 

Bitki Sağlığı Araştırmaları Daire Başkanı ATLAMAZ konuşmasının devamında;
“Bu doğrultuda İlk defa 1956 yılında Stern tarafından Entegre Mücadele kavramı ortaya atılmıştır. Entegre Mücadele: bir agroekosistem içerisinde, zararlı popülasyonlarının idare ve yönetim sistemidir.
Entegre mücadelenin ilkeleri, 1965 yılında FAO tarafından Roma’da yapılan toplantıda belirlenmiş ancak, Dünyada Entegre Mücadele Kavramı 1970’li yıllarda önem kazanmaya başlamıştır. 1972 yılında da Entegre Zararlı Yönetimi sistemine dönüştürülmüştür.
Ülkemizde ilk entegre mücadele projesi 1970 yılında pamukta başlatılmış, 1972 yılında ise Elma zararlıları ve fındık zararlıları ile entegre mücadele projeleri yürürlüğe konulmuştur
1990 yılında 10 konuda, 1995 yılından itibaren de toplam 16 üründe Entegre Mücadele Araştırma, Uygulama ve Eğitim Projeleri yürürlüğe konulmuştur.
Ülkemizde yürütülen Entegre mücadeleler neticesinde, uygulama alanlarında pestisit tüketiminin ortalama % 48 oranında azaldığı tespit edilmiştir. Bu sayede, pestisit tüketiminde 1/3’in üzerinde bir azalma sağlanmıştır.
Turunçgil, Elma, Bağ, Pamuk, Patates, Nohut, Zeytin, Şeftali, Kiraz Örtü altında yetiştirilen sebzeler ve Mısır olmak üzere 11 konuda Entegre Mücadele Teknik Talimatı hazırlanarak, kitap haline getirilmiş ve hedef kitlenin hizmetine sunulmuştur. Fındık, Mercimek, Buğday, Antepfıstığı ve Kayısı olmak üzere toplam 5 konuda da Entegre Mücadele Teknik Talimatı hazırlanmış ancak basımları yapılmamıştır.
20-24 Ekim tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz bu toplantı sonunda, toplam 16 üründe yürütülen Entegre Mücadele Teknik Talimatları revize edilerek basıma hazır hale getirilecektir” diyerek konuşmalarını tamamlamışlardır.

Tüm katılımcılarla 5 gün süren toplantı sonucunda; 11 adet Standart İlaç Deneme Metodu, 2 adet Zirai Mücadele Teknik Talimatı, 16 üründe bulunan Entegre Teknik Talimatı görüşülmüştür. Tarımsal Ürünlerde Ülkesel Maksimum Kalıntı Limitlerinin Araştırılması Projesi kapsamında, 2008 yılı çalışmaları değerlendirilmiş 2009 yılı çalışmaları planlanmış ve Pestisit kalıntılarına esas denemelerin kurulması ile ilgili talimatı ile Pestisit Risk Değerlendirmesi konuları görüşülmüştür.