ENTEGRE MÜCADELE

TANIMI

    Kültür bitkilerindeki hastalıklar, zararlılar ve yabancıotlar ile Entegre Mücadele, ülkemizde “Tamamlayıcı Mücadele” “Tüm savaş” ve “Entegre Zararlı Yönetimi” olarak da bilinmektedir. Diğer ülkeler bunu “Integrated Pest Management (IPM)” ve “Integrated Pest Control (IPC)” olarak ifade etmektedir.
    Entegre Mücadele “Zararlı türlerin popülasyon dinamikleri ve çevre ile ilişkilerini dikkate alarak, uygun olan bütün mücadele metotlarını ve tekniklerini uyumlu bir şekilde kullanarak, bunların popülasyonlarını, ekonomik zarar seviyesinin altında tutan bir zararlı yönetimi sistemidir” şeklinde tarif edilmektedir.
    Burada geçen zararlı kelimesi, kültür bitkilerinde zarar yapan böcekleri, akarları, fungusları, bakterileri, virüsleri, yabancıotları, kemirgenleri ve kuşları kapsamaktadır.
   Zararlı Yönetimi (veya İdaresi): Hastalık, zararlı ve yabancıotların popülasyon yoğunluklarının, ekonomik zarar seviyesinin altında tutulabilmesi için yapılan bütün faaliyetlerdir.
   Ekonomik Zarar Seviyesi: Hastalık, zararlı ve yabancıotların, ekonomik zarara neden olan en düşük popülasyon yoğunluğudur.
   Ekonomik Zarar Eşiği : Bir zararlı popülasyonunun çoğalarak, ekonomik zarar seviyesine ulaşmasına engel olmak için, mücadeleye karar verildiği yoğunluktur.

ENTEGRE MÜCADELENİN HEDEFLERİ

Entegre mücadelenin ana hedefleri, aşağıdaki şekilde belirlenmiştir :

  1. Bitkisel üretimin artırılması, kaliteli ve pestisit kalıntısı bulunmayan ürün elde edilmesi,
  2. Doğal düşmanların korunması ve teşvik edilmesi,
  3. Tarla, bahçe ve bağların periyodik olarak kontrol edilmesi,
  4. Çiftçilerin kendi tarlası, bahçesi veya bağının uzmanı haline getirilmesi .

KİMYASAL İLAÇLARIN ZARARLARI

Kimyasal ilaçların zararları, aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

  1. İlaçlar, canlılar arasında var olan doğal dengeyi bozar,
  2. İnsan ve sıcak kanlılarda doğrudan veya dolaylı olarak zehirlenmelere neden olur,
  3. Doğal düşmanlara (faydalı organizmalar) zarar vererek ve bitkinin biyokimyasal yapısını bozarak, zararlı popülasyonlarının artmasına neden olur. Bunun sonucu olarak, zararlıların salgın yapma tehlikesi artar.
  4. Toprağa, havaya ve suya karışarak çevre kirliliğine yol açar,
  5. Hastalık, zararlı ve yabancı otların, zamanla bazı ilaçlara karşı direnç kazanmalarına neden olur,
  6. Ürünlerde kalıntı bırakır; bu durum, iç ve dış satımda sorun yaratır,
  7. İlaç fiyatlarının pahalı olması nedeniyle, gereksiz yapılan ilaçlamalar, mücadele masraflarını ve dolayısıyla ürünün maliyetini artırır,
  8. Kültür bitkilerinde fitotoksik etkilere ve genetik bozulmalara neden olur.
  9. Bal arıları, tozlayıcı(polinatör) arılar, kuşlar, balıklar ve suda yaşayan diğer canlılar ve toprak mikroorganizmaları gibi hedef olmayan organizmaları olumsuz yönde etkiler. Gelişigüzel ve yoğun olarak yapılan ilaçlamalarda, bu zararlar daha da artar.

ENTEGRE MÜCADELENİN YARARLARI

Entegre mücadelenin yararları, şu şekilde özetlenebilir:

  1. Sürdürülebilir tarımsal üretimi ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlar,
  2. Bol, kaliteli ve pestisit kalıntısı bulunmayan ürün elde edilmesini sağlar,
  3. Zararlıların, kullanılan ilaçlara karşı direnç oluşturmasını azaltır veya geciktirir, İlaç tüketimini ve ilaçlama sayısını azaltır. Buna bağlı olarak mücadele masrafları azalır ve ekonomik tasarruf sağlanır,
  4. Entegre mücadele, çevreci bir mücadele sistemi olup; insan sağlığı ve çevrenin korunmasını sağlar,
  5. Doğada var olan biyolojik tür zenginliğinin ve canlılar arasındaki biyolojik dengenin korunmasını sağlar,
  6. Zararlı popülasyonlarının baskı altında tutulmasında önemli rol oynayan, doğal düşmanların korunmasını sağlar. Bunun sonucu olarak, zararlıların salgın yapma tehlikesi azalır,
  7. Gereksiz ilaçlamaların önlenmesi sonucu, ilaçlama sayısı azalacağından, insan ve hayvanlarda oluşabilecek zehirlenme riski azalır.

ENTEGRE MÜCADELENİN PRENSİPLERİ

  1. Entegre mücadele, belirli bir Agro-ekosistemde bulunan hastalıklar, zararlılar ve yabancıotların mücadelesinin ayrı ayrı değil, hepsinin birlikte yapılmasını ve uygun mücadele metotları ve tekniklerinin birlikte, birbirini tamamlayacak şekilde entegre edilmesini öngörmektedir.
  2. Entegre mücadelede hastalık etmenleri, zararlılar ve yabancıotların tamamen ortadan kaldırılması değil; bunların popülasyon yoğunluklarının ekonomik zarar seviyesinin altında tutulması esastır.
  3. Entegre mücadele programları, ele alınan kültür bitkisinde en çok zarar yapan ana (veya anahtar) zararlı, hastalık ve yabancıotun mücadelesi esas alınarak uygulanır. Ancak potansiyel zararlılar göz ardı edilmez.
  4. Entegre mücadelede, mevcut doğal düşmanların korunması ve desteklenmesi esastır. Bunların kitle halinde üretilerek veya dışarıdan ithal edilerek salınması daha sonra düşünülmesi gereken bir husustur.
  5. Kimyasal mücadele, entegre mücadele programlarında en son başvurulması gereken bir mücadele yöntemidir. Hatta ekonomik ve ekolojik olarak bir zorunluluk bulunmadığı sürece, kimyasal mücadeleye yer verilmemesi gerekir. Eğer, kimyasal mücadele uygulama zorunluluğu var ise, çevre dostu ve spesifik ilaçlar kullanılmalı, bunlar etkili en düşük dozda ve en uygun zamanda uygulanmalıdır.

ÖRNEKLEME VE KONTROL YÖNTEMLERİ

    Bağda ana zararlı Salkım güvesi (Lobesia botrana Den.-Schiff.)’dir. Ana hastalık Ege, Güneydoğu ve Orta Anadolu Bölgelerinde Bağ küllemesi(Uncinula necatorSch” Burr.), Güney Anadolu Bölgesinde ise Bağ mildiyösü(Plasmopara viticolaB.etC.”Berlese et de Toni)’dür. Tahmin ve uyarı çalışmaları Salkım güvesi( L.botrana) zararlısı ile Bağ mildiyösü (P.viticola) hastalığına karşı uygulanmaktadır.

1. Salkım güvesi (Lobesia botrana Den.- Schiff. ) Mücadelesinin Yönetiminde Kullanılan Örnekleme Yöntemleri
    Salkım güvesi mücadelesinde en önemli hususlardan birisi bağda mücadeleyi gerektirecek yoğunluğun bulunup bulunmadığını belirlemek, ilaçlama zamanlarını ve sayılarını doğru olarak saptamaktır. Bunun için eşeysel çekici tuzaklar, etkili sıcaklıklar toplamı, yumurta açılımının takibi, alacakaranlık sıcaklıkları ve fenolojik kayıtlar gibi yöntemlerden yararlanılacaktır.

1.1. Eşeysel çekici tuzaklar
   Bağlarda gözler uyanmadan önce,1 Ocak’tan itibaren maksimum sıcaklıklar toplamı 1000°C’ye yaklaştığında (Mart başı veya sonu) eşeysel çekici tuzaklar hektara 1 adet olmak üzere salkım seviyesinde ve hakim rüzgar yönünde asmaya asılır(Şekil 1). Sayımlarda ilk kelebek (Şekil 2) yakalanıncaya kadar haftada 3, ilk kelebekten sonra haftada 1-2 gün kontrol edilerek yakalanan kelebekler kaydedilir. Her sayımdan sonra tuzak yapışkanı bir spatula ile karıştırılarak yayılır. Tuzak kapsülleri 4-5 haftada bir el değmeden değiştirilip eski kapsül bağdan uzaklaştırılır. Bozulan ve eskiyen tuzaklar yenisi ile değiştirilir. Kontrol ve sayımlar hasat zamanına kadar sürdürülür. Sayımlar sonunda elde edilen veriler haftalık olarak değerlendirilip uçuş eğrileri çizilir. Kelebek sayısı maksimuma yaklaştığında bağda yumurta kontrollerine başlanır ve yumurta içinde embriyo gelişmesi izlenerek larva çıkışı tahmin edilir.

1.2. Etkili Sıcaklıklar Toplamı
   Bağa 1 Ocak’tan itibaren yerleştirilmiş olan ve diyagramları her hafta düzenli olarak değiştirilen termohigrografların sıcaklık ayarları maximum-minimum termometre ile karşılaştırılarak yapılır. Diyagramlardan elde edilen günlük ortalama [(min + max):2] sıcaklık değerinden, Salkım güvesi’nin gelişme eşiği olan 12°C çıkarıldıktan sonra elde edilen günlük etkili sıcaklık değerleri toplanır. Elde edilen toplam 1. döl için 120 gün derece(g.d); 2. döl için 520 g.d; 3. döl için, daha önceki yılların değerlerine(1047 g.d.) yaklaştığında yumurta kontrollerine başlanarak ilk larvanın çıkışı tahmin edilir. İlk larva çıkışı ile birlikte ilaçlama yapılır.
    Etkili sıcaklıklar toplamından yararlanılabilmesi için termohigrograf diyagramlarının usulüne uygun olarak takılması, zamanında değiştirilmesi, aletlerin zamanında kurulması ve ayarlarının kontrolü zorunludur.

1.3. Yumurta Açılımının Takibi
   Tuzaklarda ilk kelebeklerin görülmesinden itibaren çiçek salkımları veya meyve salkımlarında haftada 1-2 defa yumurta aranır. Yumurta ilk bırakıldığında şeffaf ve parlaktır. Larva çıkışından yaklaşık bir gün önce larva baş kapsülü yumurta içerisinde belirgin hale geldiği için buna yumurtanın “karabaş devresi” denir (Şekil 3). Bulunan yumurtalar işaretlenip renk değişimleri ile larva çıkışları izlenir ve kaydedilir. Bu amaçla her sayımda en az 100 salkım incelenir.
    Salkım güvesi kelebeklerinin optimum yumurtlama sıcaklığı 20-25°C’dir. 34°C’ye kadar yumurtlama yavaş yavaş azalır. 34°C’nin üzerinde yumurtlama olmaz. Aynı zamanda orantılı nemin %40-50’nin altında olması ve ortamda çiğ de bulunmaması halinde dişi kelebekler steril kalmaktadır. Bu sayılan koşulların söz konusu olduğu yıllarda diğer bütün koşullar oluşsa dahi ilaçlamaya karar verilmeyip, yumurta kontrollerine devam edilir.

sekil 001.gif (43811 bytes) sekil 002.gif (60166 bytes)
Şekil 1. Salkım güvesi(Lobesia botrana) eşeysel çekici tuzağı Şekil 2. Salkım güvesi(Lobesia botrana) ergini

 

sekil 003-a.gif (57763 bytes) sekil 003-b.gif (53866 bytes)
Şekil 3. Salkım güvesi(Lobesia botrana) yumurtası (Üstte: Yeni bırakılmış yumurta; Altta: Karabaş dönemi)

1.4. Alacakaranlık Sıcaklıkları
   Salkım güvesi 1. döl erginlerinin çiftleşip yumurta bırakabilmesi için üst üste iki gün alacakaranlık sıcaklığının Ege Bölgesinde 15-16°C, Güney Anadolu Bölgesinde 14°C’nin üzerinde seyretmesi ve bu durumun ilerideki günlerde de devam etmesi gerekir. Yukarıdaki koşullar gerçekleştiğinde bağda yumurta kontrollerine başlanır.

1.5. Fenolojik Kayıtlar
   Bağda ilk ergin çıkışından itibaren hasada kadar fenolojik kayıtlar düzenli olarak tutulur ve salkım fenolojisinin, ilk larva çıkışlarının olacağı tahmin edilen tarihte larva beslenmesine uygun olup olmadığı, üzüm çeşitleri arasındaki fenoloji farklılığı dikkate alınarak ilaçlamaya karar verilir. Yukarıda döllere göre verilen etkili sıcaklıklar toplamı değerlerine yaklaşıldığı tarihlerde, fenoloji, bölgelere göre 1. döl. için, tomurcuk-çiçek; 2. döl için, koruk; 3. döl için, tatlanma başlangıcı veya olum döneminde olmalıdır.

2. Diğer Zararlıların Mücadelesinin Yönetiminde ve Doğal Düşmanların Saptanmasında Kullanılan Örnekleme Yöntemleri
   Ana zararlı olan Salkım güvesi’nden başka, bağda, kök tomurcuk, sürgün ve yaprakları da tahrip eden zararlılar bulunmaktadır. Bunların türleri, popülasyon yoğunlukları ve mücadele zamanlarını belirlemek için; dal sayım yöntemi, darbe yöntemi, göz ile inceleme yöntemi kullanılmaktadır. Bu yöntemler yararlı türlerin popülasyon yoğunlukları ve doğal etkinliklerinin belirlenmesinde de kullanılmaktadır. Örneklemeler vejetasyon boyunca normal olarak haftada 1, kritik zamanlarda haftada 2 kez yapılır.

2.1. Dal Sayım Yöntemi
   Kışı asmaların üzerinde geçiren zararlıların türlerini ve yoğunluklarını belirlemek için bu yöntemden yararlanılır. Rastgele seçilen 50 asmadan 5 cm uzunlukta 2-3 yıllık birer dal parçası kesilir. Bunlar önce kesekağıdı sonra polietilen torbalara yerleştirilerek laboratuvara getirilir. Dalların 40 adedinin üzerindeki zararlılar stereoskobik binoküler mikroskop altında sayılır, kalan 10’ar adedi ise parazitoid çıkarma kutularına yerleştirilerek doğal parazitlenme oranı saptanır. Bulunan değerler ekonomik zarar eşiğinin üzerinde ise parazitlenme durumu dikkate alınarak ilaçlama yapılıp yapılmamasına karar verilir. Dal sayımları kışın bir kez, vejetasyon boyunca ayda bir kez yapılır.

2.2. Darbe Yöntemi
   Asmaların üzerindeki zararlı ve faydalı türlerin yoğunluklarını belirlemek için bağı temsil edecek 50 asmanın birer dalının altına Japon şemsiyesi tutulup, dalın üzerine hortum geçirilmiş bir sopa ile 3 kez vurularak düşen böcekler ağız aspiratörü ile toplanır, ergin olanlar öldürme şişesinde öldürülür, ergin olmayanlar laboratuvarda kültüre alınarak ergin elde edilir.
    Darbe yöntemi vejetasyon periyodu süresince ayda bir kez uygulanır. Böylece bağdaki zararlı ve faydalı fauna ortaya konmaya çalışılır, bunlar eşiklerle karşılaştırılır.

2.3. Göz ile İnceleme Yöntemi
   Vejetasyon süresince bağda bulunan zararlı ve yararlı türler ile bunların yoğunluklarını belirlemek için, bağın köşegenleri istikametinde her 4-5 asmadan biri göz ile incelenerek üzerinde bulunan zararlılar ve faydalılar kaydedilir.
    Thrips, yaprakpireleri ve kırmızı örümceklerin saptanması durumunda, yoğunluğunu belirlemek için, haftada bir kez, kritik dönemlerde iki kez rastgele seçilen 25 asmanın birer yıllık sürgünlerinin birer yaprağı koparılıp polietilen torbalara yerleştirilerek buz kutusu içinde laboratuvara getirilir. Yapraklardaki faydalı ve zararlı akarlar stereskopik binoküler mikroskop altında sayılır. Sonuçlar eşiklerle karşılaştırılıp ilaçlama yapılıp yapılmayacağına karar verilir.

3. Bağ Küllemesi (Uncinula necator “Sch” Burr. ) Mücadelesinin Yönetiminde Kullanılan Örnekleme Yöntemleri
   Kimyasal mücadele, fenoloji esas alınarak yürütülür.

3.1. Fenolojik Dönemlerin İzlenmesi
   Özellikle ilk ilaçlamaya karar vermede, asmanın duyarlı fenolojik dönemde olması yani sürgünlerin 25-30 cm boya gelmesi gerekmektedir. İkinci ilaçlama, çiçek taç yapraklarının döküldüğü ve korukların saçma tanesi iriliğini aldığı zaman yapılmalıdır. Üçüncü ve diğer ilaçlamalar, kullanılacak ilacın etki süresi dikkate alınarak, tanelere ben düşme zamanına kadar devam etmelidir. Bu nedenle fenolojik gelişim dönemleri izlenerek kaydedilmelidir.

4. Bağ Mildiyösü (Plasmopara viticola ” B. et. C.” Berlese et de Toni. ) Mücadelesinin Yönetiminde Kullanılan Örnekleme Yöntemleri
   
Kimyasal Mücadelede, tahmin ve uyarı sistemi esas alınmaktadır. Çalışmalarda kullanılacak, biyolojik ve iklimsel veriler çalışmanın yapıldığı yöredeki asal gözlem istasyonundan alınarak birlikte değerlendirilip uygun ilaçlama zamanı buna göre belirlenmektedir. Birinci ilaçlama, kışlık sporlarla tahmini bulaşmadan sonra ve yazlık sporların ortaya çıkmasından önce (ilk yağ lekeleri görülmeden) yapılmalıdır. Oosporların çimlenmesi bunlarla bulaşmalar aşağıdaki koşulların bir araya gelmesiyle gerçekleşmektedir.

4.1. Fenolojik Dönemlerin İzlenmesi
   
Özellikle ilk ilaçlamaya karar vermede sürgünlerin 5-6 cm boya ulaşmış olması gerekmektedir. Bunun için fenolojik gelişim dönemleri izlenerek kaydedilmelidir.

4.2. Toprak neminin izlenmesi
   Asmanın altındaki toprak nemi en az %70’e ulaşmış ve bu nem seviyesi ortalama sıcaklıklara göre aşağıda belirtilen sürelerde korunmuş olmalıdır (toprak avuç içine yapışıyorsa toprak nemi %70 olarak kabul edilmektedir).

Günlük Ortalama Sıcaklıklar

% 70 Düzeyindeki Toprak Neminin Devam Süresi

11-13°C olduğunda

7-8 gün

14-16°C “

4-5 gün

17°C “

2-3 gün

    Günlük ortalama sıcaklık 10°C’nin altında olduğunda toprak nem oranı ne kadar fazla olursa olsun kışlık sporlar çimlenemez.

 4.3. Yaprak Islaklık Süresinin Belirlenmesi
   Asmanın yaprakları üzerinde yağmur veya çiğ nedeniyle en az 2 saat süreyle ıslaklık bulunmalıdır. Asal gözlem istasyonlarındaki yaprak ıslaklığını ölçen aletle ıslaklık süreleri kaydedilir.
    Bu üç koşul saptandıktan sonra, kışlık sporlarla bulaşmanın olduğu kabul edilerek bugünden itibaren 1. inkubasyon periyodunun işlemeye başladığı varsayılmaktadır. Bu inkubasyon periyodunun sonu ise Aktif Sıcaklıklar Toplamı’na göre teorik olarak saptanmaktadır.

4.4. Aktif Sıcaklıklar Toplamı’nın Saptanması
   Aktif Sıcaklıklar Toplamı bulaşık organlarda patojenin gelişmesi için bulaşmanın başlangıcından lekelerin oluşumuna kadar gerekli olan sıcaklıklar toplamıdır. Bu toplam bağ mildiyösü (P.viticola) için 61°C ‘a eşittir. Bu değer, günlük ortalama hava sıcaklığından 8°C düşüldükten sonra elde edilen rakamların toplamıyla elde edilir. Zira bitki dokusunda patojen ancak 8°C’nin üzerinde gelişebilmektedir. Aşağıdaki veriler Aktif Sıcaklıklar Toplamı için bir örnektir.

Tarih

Saat 7.00 de Okunan Hava Sıcaklıkları(oC)

Günlük Ortalama Sıcaklık(oC)

Günlük Aktif Sıcaklık (oC)

Aktif Sıcaklıklar Toplamı(oC)

Max.

Min.

6 V

20.4

7.0

13.7

13.7 – 8 = 5.7

5.7

7 V

21.5

10.0

15.7

15.7 – 8 = 7.7

5.7+7.7= 13.4

8 V

20.5

12.5

16.5

16.5 – 8 = 8.5

13.4+8.5= 21.9

9 V

26.5

12.5

19.5

19.5 – 8 = 11.5

21.9+11.5= 33.4

10 V

27.0

11.0

19.0

19.0 – 8 = 11.0

33.4+11.0= 44.4

11 V

26.2

9.8

18.0

18.0 – 8 = 10.0

44.4+10.0= 54.4

12 V

27.5

12.2

19.8

19.0 – 8 = 11.8

54.4+11.8= 66.2

    1. inkübasyon periyodunun sonunda yazlık sporlar oluşacağından ve asıl ekonomik bulaşmalar bu sporlarla meydana geleceğinden, 1. inkübasyon periyodu ortalarında ilk ilaçlama yapılmalıdır. Bağ mildiyösü için 61 olan Aktif Sıcaklıklar Toplamının yaklaşık yarı değerine (31-32) ulaşıldığı günden itibaren 1-3 gün içerisinde ilaçlamaların gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır.
    Bundan sonraki ilaçlamalar, kullanılan preparatın etki süresi aşıldıkça yapraklarda en az 2 saati bulan ıslaklıktan itibaren Aktif Sıcaklıklar Toplamı yukarıdaki değere ulaştığında yapılmalıdır.

5. Bitki Besin Elementleri ile İlgili Örnekleme Yöntemleri
   Entegre Mücadelenin yürütüleceği bağlarda gözlenen fizyolojik hastalıklar ile mücadeleye başlamak için öncelikle bahçe sahibi tarafından yaprak ve toprak analizleri yaptırılmalıdır.
    Bağda yaprak örnekleri çiçeklenme dönemi sonunda alınmalıdır. Örnekler güneş gören meyveli sürgünlerde ilk salkımın tam karşısındaki veya bunun bir üstündeki yapraklardan oluşmaktadır. Örnekleme, bir asmadan 4 ve 25 asmadan 100 yaprak almak suretiyle yapılmalıdır. Yaprak örnekleri alımında asmaların yaşı, çeşidi, bulundukları yerin eğimi, toprağın dokusu, derinlik farklılıkları gibi faktörler göz önünde bulundurulmalı ve bir yaprak örneğinin 10 dekarlık bir alanı temsil etmesine de dikkat edilmelidir.
    Toprak örnekleri yaprak örneklerinin alındığı dönemde çalışmanın yapılacağı bağın 8-10 farklı noktasında 0-25 ve 25-50 cm derinliklerinden alınacak toprakların karıştırılmasıyla ayrı ayrı hazırlanmalıdır. Bağda eğim , renk, bünye, değişik toprak işleme, sulama, gübreleme gibi farklılıkları olan yerler göz önünde bulundurulmalıdır. Alınan toprak ve yaprak örnekleri gerekli bilgileri taşıyan etiketleri ile birlikte analize gönderilmelidir.